Adem GÜNEŞ’in “Çocuk Neyi Neden Yapar ?” isimli kitabını okudum geçenlerde. Kendimce notlar almaya çalıştım. Genelde benim muzdarip olduğum konularla ilgili sanırım. Hem unutmamak, hem de belki başkalarının da işine yarar diye paylaşmak istedim…

4 yaşından küçük çocukların televizyon izlemeleri doğru değildir. 4-6 yaş aralığındaki çocuklar ise 15’er dakikayı geçmemek koşulu ile günlük iki çocuk programı izleyebilirler.

Anne yatağından erken ayrılmış çocukların genellikle 6-7 yaş civarında, değişik bahanelerle yeniden ebeveyn yatağına döndüklerini gözlemliyoruz. Bir bakıma çocukluk yıllarında doyumsayamamış olduğu hisleri alma çabasıdır diyebiliriz buna. Eğer bu cümleler size tanıdık geliyorsa, çocuğunuzun bu ihtiyaçlarını karşılamayı hedef edinin. Ancak çocuğunuzu yanınıza almayın, onun yatağına siz gidin.  6 hafta kadar bir süre kendinizi ona verin, anne duygusuna doysun. Bu süre en çok 6 hafta olabilir.

Çocuğun fıtratında çekingenlik varsa kendisini güvende hissettikten sonra konuşmaya başlar. Seçici konuşmada (selektif mutizm) çocuk birincil derecede yakınları haricinde kimse ile asla konuşmaz.  Çekingenlik ayrı bir şey seçici konuşmamazlık daha farklıdır.

Çocukta duygusal yoksunluk başlara parmak emme görülebilir. Çözüm çocuğun elini ağzına sokmamasını sağlamada değil, onu bu davranışa iten nedenlerin ortadan kaldırılmasındadır. Yansıyan problemi değil kök problemi çözmek lazımdır.

Yada bazı anneler hastaneden gelirken yanlarında bir de oyuncak getiriyorlar. bunu büyük kardeşe  verip “bunu sana kardeşin aldı” diyorlar. Daha yürüyemeyen, konuşamayan bir bebeğin kendisine hediye alamayacağını düşünemez mi bu çocuk? Tüm bu suni davranışlar çocukta anormal davranışları tetikler. Yapılacak olan şey bebeği sevmek okşamaktır. Ama önceki sevgilerden hiç azalmamış vaziyette de büyüğü sevmeye devam etmektir. Eğer birisinin sevgisini azaltırsa anne, diğeri kaygıya kapılır.

Fikirlerine katılırsınız katılmazsınız orası size kalmış ama genel olarak yazdıkları mantıklı geldi bana … Çocuklar ve içe kapanıklık ile ilgili görüşlerinden şu notları almışım :

Mizacına uygun yaşam süren çocuk, sükunet içindedir ve sosyaldir. İçe kapanıklığın sebepleri:

  • Annesinden duygusal olarak beslenemeyen çocuk içe kapalı olur
  • Hırçın bir annenin çocuğu genellikle içe kapalı olur
  • Aile içinde kendisini yeterince ifade edemeyen çocuk içe kapanık olur.
  • Erken çocukluk döneminde çocuğa “hayır” denilirse çocuk kendini iletişime kapatır.

İçe kapanık çocukların ortak özellikleri, duygu ve düşüncelerini başkalarıyla paylaşmamalarıdır.

Anne-baba ne yapmalı

  • Çocuk olduğu haliyle kabul görürse kendi gibi olur. Çocuk erken çocukluk döneminde duygularında özgür bırakılırsa, düşmesine kalkmasına izin verilirse, varolduğu haliyle kabul görürse, anne eski halini bırakıp çocuğunda kaygı yerine güven uyandırırsa, işte çocuk orada dirilir. Annesinin kendisini aşırı korumadığını gördükçe, kendisini azarlamadığını, kızmadığını, baskı yapmadığını fark ettikçe kendisini bırakır. Böylece kaybedilen güven bağı yeniden tesis edilir ve çocuk olduğu gibi olur.
  • Kaybedilen güven bağı yeniden kurulursa çocuk yaşama sevincini yeniden kazanır.
  • Çocuğun sosyalleşmesi için hayata katılımı sağlanır.
  • Kendisini ifade etmesine izin verilen çocuk iletişim kurmaya başlar.

Aşırı sevgi çocuğun kendi dünyasını açığa çıkarmasına izin vermez… Çocuğunuzun her yardım çağrısına cevap vermek yerine kendisin yapabilmesi için imkanlar tanıyın. Çocuklara aşırı düşkünlük onları mutsuz ve memnuniyetsiz bireylere dönüştürür.

Aşırı korunan çocuk sosyal yaşamdan korkan çocuk oluyor. Bırakın düşe kalka büyüsün. Yanlış yapa yapa doğruları bulsun.

İzinsiz eşya getirme ve hareketli çocuklar ile ilgili konularda da şunları söylemiş:

İzinsiz eşya getirme : 7 yaş grubundan küçük çocuklar için başkasının malı diye bişey yoktur. Çocuğun çevresindeki her şey çocuğundur. Çocuğa elindeki oyuncağın aslında başka birine ait olduğu, beki de  o oyuncağın sahibinin onu arıyor olabileceği ve bulamazsa çok üzülebileceği anlatılmalıdır.

Hareketli çocuklar : hazır gıdalardaki E102 ve E110 numaralı gıda takviyeleri birçok ülkede yasaklandı.

“Kavga yaparsan kimse seninle arkadaş olmaz” derseniz çocuğunuzun benliğini zedelersiniz.

Teknolojik gereçler zayıf aile bağı olan çocuklarda daha çok bağımlılık yapmaktadır. İnternet kullanımında ailenin sloganı “kullan, işini hallet, çık” olmalı.

Kendisine web sitesinden ulaşabilir hatta sitesine eklemiş olduğu radyo programlarını da dinleyebilirsiniz…