21. yüzyılın cahilleri okuma yazma bilmeyenler değil, öğrenmeyen, öğrendiği yanlışlardan vazgeçmeyen ve yeniden öğrenmeyenler olacak. (Amerikalı füturist Alvin Toffler)

STEM en temel tanımıyla öğrencilerin teorik bilgilerini ürüne dönüştürmek ve öğrenmeyi kalıcı hale getirmek amacı ile Fen ve Matematik derslerinde öğrendiklerini Mühendislik ve Teknoloji alanları ile birleştirerek kullanması üzerine kurulmuş disiplinler arası bir yaklaşımdır (Çepni, 2018). Bu süreçte öğrencinin problem çözme, eleştirel düşünme, yaratıcılık, sorgulama ve işbirlikli öğrenme gibi 21. yüzyıl becerilerini kazanması beklenmektedir (P21,2011). Stem eğitiminin ana sınıfından başlayıp, üniversiteye kadar devam etmesi gereken bir süreç olduğu ve Türkiye’nin ancak son birkaç yıldır “Stem yaklaşımı” nı ele aldığı düşünüldüğünde, akıllara “öğrencilerin ne kadarının bu becerileri, ne oranda kazandığı” sorusu ve bunun “nasıl ve ne zaman ölçülebileceği” soruları gelmektedir.

Akgündüz (2016), Stem ile ilgili doğru bilinen yanlışlardan bazılarını sıraladığı yazısında Stem yaklaşımının sanıldığı gibi Amerika’nın tümünde uygulanmadığını, Finlandiya’da ve birçok gelişmiş ülkelerde de henüz “Bütünleşik Stem” in başarı ile uygulanabilmiş örnekleri olmadığını belirtmektedir. Ayrıca günümüzde Stem’in bir moda gibi görüldüğünü, her etkinliğin (kodlama, maker hareketi, fen deneyleri) Stem olmadığını, Stem için mutlaka pahalı robotik ve lego setlere ihtiyaç olmadığını hatta bunların bir kısmının yaratıcılığı körelttiğini belirtmektedir. STEM yaklaşımının içerisinde proje tabanlı öğrenme, problem tabanlı öğrenme, gibi öğrenme modellerini barındırdığını ve fen ve matematik kazanımına yönelik çalışma yapılmadığı ve ortaya somut bir ürün konulmadığı taktirde adının STEM olamayacağını da belirtmektedir.

Stem Eğitimi Türkiye Raporu (2015) na göre; Türkiye’de STEM yaklaşımının doğru uygulanmasının bir gereklilik olduğu ve Türk eğitim sistemine olumlu etkiler yapacağı ancak STEM’den ülke olarak çok büyük beklentiye girmememiz ve STEM’in tek başına kurtarıcı bir yaklaşım olarak görülmemesi gerektiği vurgulanmaktadır (Akgündüz, Aydeniz, Çakmakçı, Çavaş, Çorlu, Öner ve Özdemir).

Ayrıca Yıldırım (2017) Stem yaklaşımında sanıldığı gibi merkezde tamamen öğrencinin bulunup sürekli sorular sormasının çok da mümkün olmadığı bunun olabilmesi için öğretmenin bu süreci başlatıp, çeşitli yönlendirmelerle sürekli kontrol etmesi gerektiği, öğrencilere zengin çoklu bilgi ortamı ve kaynakları sunarak rehberlik etmesi ve öğrenme desteği sağlaması gerektiğini vurgulamıştır. Dolayısı ile sadece 21. yüzyıl öğrencileri değil; 21. Yüzyıl öğretmenlerinin de 21. Yüzyıl becerilerine ve yeterliliklerine sahip olması gerekmektedir (Harari, 2018). Yazının en başında da belirtildiği gibi cahil olmak istemeyen herkes özellikle de 21. yüzyıl öğretmeleri sürekli öğrenen, öğrenmek isteyen, bildiği yanlışları tekrar öğrenerek düzeltebilen öğretmenler olmalıdır (Toffler, 1990).

KAYNAKÇA:

Akgündüz, D.(2016). STEM’i Rahat Bırakın: Türkiye’de STEM Adına Yapılan Hatalar Ve Öneriler  https://www.egitimpedia.com/stemi-rahat-birakin-turkiyede-stem-adina-yapilan-hatalar-ve- oneriler/ sitesinden alındı.

Akgündüz, D., Aydeniz, M., Çakmakçı, G., Çavaş, B., Çorlu, M., Öner, T., & Özdemir, S. (2015). STEM eğitimi Türkiye raporu:“Günümüz modası mı yoksa gereksinim mi?”. İstanbul: İstanbul Aydın Üniversitesi STEM Merkezi.

Çepni, S. (2018). Kuramdan uygulamaya stem eğitimi. Pegem Atıf İndeksi, 001-633.

Harari, Y. N. (2018). 21. yüzyıl için 21 ders. Kolektif Kitap.

Toffler, A. (1990). Power shift. Knowledge, wealth and violence at the edge of the 21st century.

Yıldırım, B. (2017). Fen eğitiminde STEM. Pegem Atıf İndeksi, 283-295.

21. Yüzyıl Becerileri için Ortaklık. (2011). 21. Yüzyıl Çerçeve Öğrenmesi. http://www.battelleforkids.org/networks/p21 adresinden alındı.